Kendine Uyanış, Gölgelerden İyileşme ve Kendini Gerçekleştirme

Bu öznel bir yazı olacak. Hangi “kendilik” öznel olmaz ki?

Ben O ‘yum. İçinde yaşadığımız ortak bilince açılan, bütüne bakan bir pencereyim. Gördüğüm de benim gören de. Müjdeler olsun ki Ben ‘den başka özne yok. Bilebileceğim tek kesinlik bu. Hepimiz Ben ‘de buluşuyoruz, ortak bilinçte Bir olarak. Pencere yer çağrıştırsa da aslında konumu, mekanı yok. Nasrettin Hoca’nın dediği gibi dünyanın tam ortası burası 😊 Zaman da yok burada. Hep şimdi var. Mevcut olan tek andan mekan-zaman sicimi üreten zihinsel bir hal de var. Aslında konum da Ben ‘im zaman da.

Yukarıdaki tespit sizin için de aynen geçerli. Ancak şüphe duymak da iyidir. Bunu bir hissiyat olarak hemen test edebilirsiniz. Bebekliğinizden şu yaşınıza kadar hissetiğiniz “Ben” lik yani ben oluş hep aynı şeydir, hiç değişmez. Bunu hatırlamak en doğrudan en kestirme yani en saf kendini bilme yöntemidir. Bu yüzden insanlar içten kendilerini hiç yaşlanmamış hissederler. Çünkü hep bu hissiyatı “Ben” olarak bilirler.

Bu hissiyatı zamanla kaybetsek de bulabileceğimiz çok kısa başka bir yöntem daha var üstat Rupert Spira’dan: “Ben farkında mıyım?” sorusunu sorun ve cevabı içinize girip bekleyin. Gözlerinizi kapatırsanız iyi olur. Cevabın otomatik olarak gelmesindense her defasında yaşanarak gelmesine izin verin, acele etmeyin. Zihniniz zaten öyle ne saçmalıyorsun sen diye kestirip atmasın. Yani her bu soruyu sorduğunuzda tekrardan içeriye bakıp test ederek gerçeğinizi bulmaya özen gösterin. Bu sorunun sorulması ile cevap gelene kadar geçen sürede yaşadığınız deneyim bu değişmeyen “Ben” hissiyatınız olacaktır. Hayal gücüne gerek yok. Bu basitten de basittir. Ben size şah damarınızdan daha yakınım ifadesi gibidir ❤️

Bu egzersizi istediğiniz sıklıkta ve isterseniz telefonunuzu kurarak bile yapabilirsiniz. Hz. Muhammed bunu günde yetmiş defa yapmayı tavsiye etmiştir o dönemin şartlarını düşünerek. Yani uyanık olduğunuz sürede aşağı yukarı 15 dakikada bir. İnsanın odaklanma kapasitesini düşünerek gayet mantıklı bir süre. Bu egzersizi en az bir ay kadar yapmadan fark göremezsiniz. Başlangıçta sürenin gerekliliği içinde bulunduğumuz müşfik sistemin hazır olmayanı yeterli irade göstermek istemeyeni koruma yöntemidir 🙏❤️

Ve eğer yukarıdaki iki yöntemden birini yapmayı seçerseniz zamanla artık “Ben” duygunuz sizde tam yerleşecek (kendi sosunuzla marine olmak der buna Mooji) ve artık uzun süren kaybolma yaşamayacaksınız. İstediğiniz an 3-5 saniyeliğine içinize dönüp kendinize tekrar gelebileceksiniz genç üstat Bentinho Massaro ‘nun aktardığı bu en küçük cep meditasyonunuz(*) hep yanınızda olarak 😇 İşte artık buradan uzun süre gitmediğinizde üst benliğiniz yani “Ben” ile işbirliğine geçeceksiniz. Uzaylı danışman arkadaş (yaşasın! iyi ki varlar) Bashar ‘dan duyduğuma göre sadece fiziksel yani bedensel beni ile iş görmeye çalışana yarı akıllı diyorlarmış. Bu işbirliğine geçmeden tam akıllı sayılmıyoruz. Bir kere bu işbirliğine yani tam akla geçtiğimizde o zaman yazının başlığını bir sarmal halinde yaşamaya başlayacaksınız. Biraz daha uyanış, biraz daha iyileşme ve biraz daha potansiyelini gerçekleştirme 🌈

Eski yarım akıllı halinize veda edip (ya da eskiye ölüp) yeniden dirilecek ve Hz. İsa ‘nın deyişiyle tekrar çocuk gibi olacaksınız. Bu döngüye yani zamanla kendiliğinden işlediğini farkettiğiniz bu güzelliğe teslim olacaksınız. İşte bu teslimiyetin adı da “Ben” olmakta! Yani siz sadece fiziksel tarafınız olmadığınızı anlayıp üst benliğinizin sizin için biçtiği yola (kaderinize) teslim oluyorsunuz.

Öznele geçelim, uyumayalım 😊

Uyanışımın belli bir olgunluğundan sonra şahsen ne zaman zihnimi bin bir planla doldursam bir şeyi yapmayı kursam zorlanırım. Çoğunlukla da bunlar üst üste denk gelmez ve istediğim olmaz. Ancak büyük bir sürpriz olur kendimi salıverirsem. Benim fiziksel kapasitemle isteyebileceğimden ölçülemeyecek kadar muhteşemini hazırlanmış bulurum. İşte zamanla bu yaşanışların çoğalması bana burada beni koruyup gözeten bir şeyin olduğuna ikna etti. Bunu mümkün kılan bahsettiğim işbirliği makamına yerleşmedir. Bedenli halimle ben belki fazla bir gayretle de olsa istediğimi ifade etmiş, onun için yol yöntem arayarak samimiyetimi göstermiş ve en sonunda da teslim olup üst benliğime havale etmişimdir. Bu işbirliğinde hem psikolojik ben diyebileceğim bedenli kısıtlı halim hem de bu isteğimi eğer gerçekten ihtiyacımsa emir telakki edip gerçekleştirmiş üst benliğimin eşit payı vardır.

Hafifleyelim biraz daha. Neşelenelim. Bu kafaya (ya da kafasızlığa) nasıl geldim azcık bahsedeyim 😂

Çoğumuz gibi ben de doğarak mekan-zamanlı halime giriş yaptım. İçinde bulunmayı seçtiğim ailem, evlenerek genişlettiğim ailem, tekmil sülalem, doğduğum coğrafyanın yaşadığı dünyalık sıkıntı nimetleri ve son günlerin global uyandırma hizmetleri çok işe yaradı. Şükürler olsun. Şimdi anladım ki zaten hiç unutmamışım sadece cehalet illüzyonu yaşamışım. Yine de eşeği kaybedip buldum, daha kıymetli oldu 😂 Kendimi kendime hediye etmek için uzun bir zaman sicimi ördüm. Bu sırada işte yukarıdaki kafa zamanla geldi.

Önce uyandım. Sonra acıyan gölge yanlarım iyileşmeye başladı. Her şey git gide (ara sıra “hadi ya ordan” diyen zihinime rağmen) benim lehime gitmeye başladı. Bu kadar da olmaz ki bu bir rüya demeye başladım. Okudum araştırdım benden başkaları da varmış böyle güzelliklerden muzdarip 😊🙏 Rahatladım.

Fakat bir yandan da serde delilik var, temkinli olmak lazım, pek sesimi çıkarmadım, korktum. Yine uzunca bir mekan-zaman sicimi ördüm. Bu sırada kendi yaralarıma benzer yaraları olanları etrafıma topladım. İyileşmenin hızlı olanı kendine en çok aynalık edecek ortamı kurmakmış. Bunu öğretmenlik yaparken anlamıştım. Bu yüzden acemisi olduğum uyanış alanın kör topal öğretmeni de oldum 😊 Talebe rolünü oynayan herkese teşekkür ederim 🙏

Böylece çok daha hızlı bir kulvar açıldı. Bu sayede de çağımızın insanlar dünyası ve gezegen anamız ölçeğinde yaşadığı sıkışıklıkları da hızıma katık ederek bütün bu uyanışların ne demek olduğunu çözdüm. Yani O çözdü 😊 Çözüyor 🙏

Meğerse bütün bunları planlamışız 😊 Bu cümledeki Biz ‘i bulmam müthiş bir sürpriz oldu. Daha da rahatladım. Şu ana kadar yaptıklarımın içerisinden bana en yüksek heyecanı veren ne ise onu kendime vazife edindim. Baktım yağ gibi akıyor. Anladım ki insan kendine seçtiği bir takım vazifeler içinde bu serüvende yer alıyor. Ben de hasbelkader seçtiğim beni hızlandıran öğretmenliğe devam ediyorum. Uyanmak isteyenlere bir fiske de ben atıyorum 😊

Bu yazıyı iki sene önce kendi adım ile kurduğum bir blog’da yayınlayacağım. Hizmet amacıyla kurdum aslında. Baktım ilgilenen yok bari bir yazı koyayım da işine yarayan alsın diye düşündüm 😊🙏

Şu sırada sağlık sıkıntıları yaşayanlar var. Bu sıkıntıların ardında sadece günümüz tıbbının kısıtlı fiziksel yöntemlerine başvuranlar var. Tabi ki günümüz fiziksel tıbbına ihtiyaç var. Ancak şu sırada benim yukarıda anlattığım örgüye benzer hikayeler global ölçekte yaşanıyor. Birçok insan uyanışa geçti. Bu yüzden şu sırada yaşanan sağlık problemlerine özellikle benimle tanışmış insanların bana ruhsal benzerliğini farkettiğim için spiritüel açıklık getirebilecek durumdayım. Benim örneğimde kesin ancak diğer kişiler açısından çok da uzatmadan teste tabi tutulabilecek şifa yöntemleri var. Bu yöntemleri de danışanlar olursa anlatıyor ve ilgili kişilere havale edebiliyorum çok şükür. Şifa için eğer kaybedecek bir şey yoksa neden olmasın diyorum şahsen. Ben şifanın her türüne muhtaç durumlardan iman ederek geçtiğim ve dünyevi açıdan inanılmaz şifalandığım için bunları rahatlıkla söyleyebilirim. Yazının aşağıdaki kısmında kendime benzer insanlara çok özet bir idrak kapısı sunacağım 🙏

Karşılıklı Bağımlılık (co-dependency) Yarasından İyileşme

Kader planımda seçtiğimi söylediğim ve iyi ki de öyle seçtiğim ilişkiler yumağında çok fazla temel travma var. Bunları üstat Matt Khan’dan da yardım alarak şöyle özetleyebiliriz: Suistimal, ihmal, karşılıklı-bağımlılık, kayıp. Tam tercümesini yapmamış olabilirim, orijinalleri şöyle: Abuse, neglect, co-dependency, loss. Bunlardan her birine örneklerle karşılaştım danışmanlık ya da öğretmenlik faaliyetlerim içerisinde ancak üçüncüsü yani karşılıklı bağımlılık (co-dependency) benim asıl ilgi alanım oldu.

Bu travmatik örgüde iki kişi var. Birine empat diğerine de narsist diyelim. İkisi de temelde aynı yaradan muzdarip. Birbirlerine sığınıyorlar, yapışık yaşıyorlar ve hak diyenin hık deyicisi gibi oluyorlar. Empat kendinden başka ne varsa enerjisini oraya saçıyor, kendini heder ediyor, ötekini memnun etmek için her şeyi yapıyor. Narsist için de kendinden başka bir şey yok. O da memnun edilmek için sömüren konuma geçiyor ve hiç doymuyor. Aynı kişi bir ilişki konumunda empat iken başka bir konumda narsist olabiliyor. Gücü gücü yetene gibi bir durum var yani.

Peki ne işlerle iştigal eder bu co-dependent empat ve narsist kardeşlerim. Genelde doğrudan insana hizmet sektöründe yer alırlar, terapist, öğretmen, doktor, politikacı, asker, … gibi meslekleri vardır. Bir ucundan ana temayı yani hizmeti yakalamışlardır ancak çok büyük çoğunluğu özel hayatlarında büyük sıkıntı çekerler. Meslek hayatları gereğinden fazla yoğunlukla geçer. İşleri delege edemezler. Her elinde tuz olana hıyar, hıyar olana da tuz yetiştirirler 😊 Meslek sahibi olmayanlar genelde herkesin derdini dinleyen komşu teyzeler, dert babaları, evine gidemeyeeck kadar başkasına kendini kaptıran insanlar, mahalle kabadayıları, ben bilirimciler, rakı sofralarında memleket kurtarıcılar, … olabilirler. Çünkü spiritüel varlıklarına uyanamamışlardır, yani yarım akıllıdırlar. Yukarıda anlattığım uyanış gerçekleşmezse bu iki süper güç birbirlerine yapışarak toplamı sıfır olan bir kendini gerçekleştirme yaşıyorlar 😲

Bütün bahsi geçen etiketlerin özümüz ile bir ilgisi olmadığını, her durumda bu etiketlerin işaret ettiği davranış kalıplarına hepimizin her zaman girip çıkabileceğini unutmayalım. Bu yazıyı kim okursa okusun kendinin empat olduğu narsist olduğu ya da ikisi de olmadığı durumlar bulacaktır. Burada etiketten kasıt sıklıkla bunu yaşayıp muzdarip olmuş kişilere yardımcı olmaktır. Aslında sırf etikete bakarsak bende ne etiketler var 😊

Spiritüel bakış yani uyanış çerçevesinde ise yukarıdaki dünyevi işleyişten farklı bir işleyiş var. İşte şifanın merkezi de aslında burası. Çünkü her şeyin bir olduğunu bilen danışan-danışman ayrımı da yapamaz. Bu iki kişinin ayrı birer varlık olarak tam güçlerine kavuşmaları hedeflenmiş. Özellikle bu çağda bütün travmatik yaralı insanlar içlerindeki inanılmaz enerjiyi saklamaktan vazgeçip uyansınlar diye büyük kaba dürtmelerle karşı karşıyalar. İşte sağlık problemlerinin sebepleri bu göremedikleri gerçeğe uyanmaları için büyük hatırlatıcılar.

Empat kardeşlerim kendilerine değer verip öne koymayı öğrensinler, sağlıklı bir ego yapısı oluşturabilsinler, hayır diyebilsinler diye eğitimden geçiyorlar. Narsist kardeşlerim de kendilerine yontmaktan vazgeçip hizmete davet ediliyorlar. Bu karşılıklı bağımlılık yarasının kökünde aslını yani kendini bilmeme yer alıyor. Ayrılık bilinci dediğimiz, ben ve o ayrımı yapılan, her şeyin bir olarak görülmediği günümüz bilinç kuramı bunun temelinde yatıyor. Şu son günlerde yaşadığımız ise artık ayrılık bilincine tahammülü kalmamış bir gezegenin şefkatli hamleleri olarak düşünülebilir.

Gelelim en yüksek şifaya 🙏

Şifa Sen ‘sin kardeşim. Sen de Ben olacaksın. Böylece bütün bu yazının içinden akan temanın farkına varacaksın. Bütün her şeyi yaratan sensin. Üst benlik alt benlik ikilisi olarak bütün bunları O olduğunu anlamak üzere yapıyorsun. Eğer biri ikiye bölmek istersen birçok yöntemini biliyoruz, denenmişi denmeye gerek yok. Sen kendi başına bir bütünsün. O ‘sun, bir penceresin. Bu pencereden gördüğün her şey de yine Sen ‘sin. Empat olduğunu karşında da bir narsist olduğunu mu sanıyorsun? O da sensin. O sana senin enerjini hatırlatan ama bunu unutmak için onun vakumuna kapılmayı tercih edip tükettiğin güdük bir imkan. Sen sana seni hatırlatsın diye onu kendi planına kendin yerleştirdin, karşılaşmayı sen ayarladın. Hatırladın mı? Artık uyanma ve kendi ayakları üzerinde durma vakti. Bu bir olan, içinde her şeyin olduğu imkanlar okyanusunda istediğin yere seni götürecek bir üst benliğin var. Onunla işbirliğine geç. Uykuda geçirdiğin tüm zaman boyunca biriktirdiğin kirlerden, gölgelerden arın, ışığını çoğalt ve kendini gerçekleştir. Zaman artık bitti, zamansızlığın çağına girdik. Dünya gezegenimiz de dahil bir bilinç sıçrayışı içindeyiz. Sen de beklenen sıçrayışını yap, mumunu yak ve diğerlerine uzat  🙏

Bu yazıyı yazan kardeşiniz bir empat olduğunu hatırlıyor bir zamanlar. O artık uyanmış ve gücünü bulmuş birisi. Empatlığın tam yerine bulamamış bir güç sarfiyatı olduğunu anlamış durumda. Artık hizmet için tam gücüyle hazır. Bu çağın gerektirdiği işleri ve hazır olanlara uyanış daveti yollamaya istekli. Yazı daha da uzamasın 😊 Kendimden kendime hediyemdir. Şükürler olsun 🙏❤️

Bir gün gerçekler Hayallerden güzel olacak 🙏❤️

Şarkısız olmaz 🤣

(*) CEP MEDİTASYONU

2 ile 5 saniye rahatlayın ve bütün nesneleri (fiziksel nesneler, duygular, düşünceler, hisler ve hatta enerjik hissiyatlar) ve onların tariflerini (adlarını, şekillerini, …) bırakın. Geride kalan karanlıkta (hiçlikte) bilinci, netliği ve var olduğunuz gerçeğini farkedin. Bunu irade ve niyet ile gün içerisinde defalarca tekrarlayın

“Kendine Uyanış, Gölgelerden İyileşme ve Kendini Gerçekleştirme” hakkında 1 yorum

  1. Geri bildirim: İman ile İmkanlarımız – İsmail Sabri Büyüksoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir